MİDSOMMAR FİLM İNCELEMESİ

Korku filmleri, herkesin sevdiği bir film kategorisi değil farkındayım. Fakat sizlere bugün anlatacağım korku filminin şimdiye dek izlediklerinizden farklı olduğunu son derece kolay bir şekilde söyleyebilirim. Peki nedir bu farklar? Niye bu kadar övdün daha şimdiden bu filmi? Diyorsanız, yazımı okumaya devam edin.

Korku türünde karşımıza çıkan Midsommar filmi, hiç şüphesiz izleyen herkesi çok ama çok etkilemiş bir film diyebilirim. En azından aldığım duyumların büyük bir kısmı bu yönde ilerlemiş oluyor. Bu filmi tek bir kelime ile özetle derseniz kesinlikle sarsıcı kelimesini tercih ederim. Hepimiz de biliyoruz ki, korku filmi çekmek her baba yiğidin harcı olan bir şey değildir. Korkutmak zordur. Seyirci bir korku filmine gülebilir, bu tamamen başarısızlık örneği olur hiç şüphesiz ki.

Nosferatu, sessiz sinema zamanlarında Alman Dışa vurumculuğu’nun en önemli yapımlarından biri olarak görülüyordu. 1930’lu senelerde yaratık filmlerinin yükselmesinin bu filmle gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Daha sonra bazı sinemacıların bu tarzda eserler oluşturmasıyla zenginleşen bu tür, daha ciddiye alınmaya başladı. Korku sinemasının tarihini bir kenara bırakırsak film eleştirimize geçebiliriz o halde.

Korku filmlerine karşı ön yargılarınız varsa Midsommar ile bunları tamamen aşacağınızı belirtmek istiyorum. Başrollerde Florence Pugh ve Jack Reynor gibi genç oyuncuları görüyoruz. Her bir oyuncu gerçekten de pırlanta gibi parlıyor dersem hiç de yanılmış olmam. Ari Aster, filmi hem yönetiyor hem de senaryosunu üstleniyor. Kusursuz bir film nedir derseniz kesinlikle bu filmi örnek gösteririm. O yüzden bu yazı, eleştiriden çok övgü olacak gibi görünüyor. O halde daha detaylı şeyler söylemem gerekecek. Filmi izlemediyseniz bu kısımlar spoiler olabilir, ben uyarmış olayım da.

Bu film sıradan bir korku filmi olarak görülmemeli diye düşünüyorum. Çünkü film içinde birbirinden bağımsız birçok unsur var. İlişkiler, aile, aşk, psikoloji, sosyoloji, tıp… Ne ararsanız korku bazında bu filmde bulabilirsiniz. Dani adlı bir kızımız var. Bu güzeller güzeli kızımızın ailesini kaybetmesiyle başlıyor film. Dani; annesi, babası ve kız kardeşini aynı anda kaybedince derin bir depresyona giriyor. Ailesinin ölümünden az bir zaman geçtikten sonra sevgilisi Christian ve arkadaşları bir yere gezmeye gideceklerini söylüyor. Gidecekleri bu yerde içlerinden birinin ailesinin devasa bir ritüel yaptığı söyleniyor. Dani, yaşadığı bu buhran belki geçer de kendini daha iyi hisseder diye gitmek istiyor. Christian da haliyle gelme diyemiyor ve yolculuk başlıyor.

Başta cennetten bir köşe gibi görünen bu eşsiz yer, ilerleyen zamanlarda devasa bir cehenneme dönüşüyor. Dani, buradaki ritüellere aynı arkadaşlarının katıldığı gibi katılıyor. Bir gün şenlikte dans ederlerken birisi şöyle diyor: Dans etmekten yorulmayan, yere düşmeden ayakta duran son kişi Mayıs kraliçesi seçilecek! Dani de diğer kadınlarla kol kola, canla başla dans ediyor. Peki ne mi oluyor dansın sonunda? Ayakta kalan kişi elbette güzeller güzeli Dani oluyor. Herkes bir anda genç kadının etrafında toplanıp onu ilgiye boğuyor. Bu sırada sevgilisi Christian’ı kötü bir tuzak bekliyor. O kadarını da ben anlatmayayım artık, izleyip görün bu muhteşem serüveni!

Dani Mayıs kraliçesi oluyor ve omuzlarda taşınıyor. Çevresindeki insanlar adeta ona itaat etmeye başlıyor. Bir anda dünyası değişen genç kadının neye uğradığını şaşırdığı birçok sahne izliyoruz. Bu arada, eve dönmek istiyor ama oradakiler hiçbirini eve göndermiyor. Hangisi ölecek hangisi hayatta kalacak büyük bir heyecan ve merak içinde seyretmeye devam ediyorsunuz. Oyuncuların her biri, sergilemiş oldukları performansla sizi o dünyanın içine çekmeyi başarıyor. Film, uzun sürmesine rağmen sanki bir anda bitmiş gibi hissediyorsunuz. Sürükleyiciliği ve konusu ile dikkat çeken Midsommar, korku filmi seven herkesin muhakkak şans vermesi gereken başarılı bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Seneler sonra en iyi filmler listesinde bu filmi kesinlikle göreceğiz, bundan son derece emin olduğumu söyleyebilirim.

0/Yorumlar