Atiye dizi incelemesi

Netflix uzun zamandır yaşamımızın bir parçası olmuş durumda. Dostlarımızla olan muhabbetlerimizde, ailemizle paylaştığımız zaman diliminde, her yerde ve her şeyde birazcık alan sahibi. Gittikçe içimizden biri olmaya başladı. Kuşkusuz bunda sürekli yeni içerikler gelmesinin büyük bir payı var. Her gün bir çok farklı kategoriden yeni şeyler bulmanız, her gün bambaşka dünyalarla karşılaşmanız mümkün yani. Dolayısıyla bu dinamik yapı insanı gerçekten kolaylıkla etkisi altına alabiliyor. Muhtemelen hepimiz şöyle bir göz atmak için, ya da tek bir dizi için girmiştik Netflix’e. 1 aylık bir deneme süreciydi. Ve yine muhtemelen öyle olmadı :D Saplanıp kaldık. Netflix’in renkli dünyasında sandığımızdan daha çok vakit harcar olduk.

Aynı zamanda Netflix’te bize daha fazla zaman ayırmaya başladı. Hakan Muhafız, Atiye ve Aşk 101 gibi Türk yapımı Netflix dizileri hepimizin merak duygusunu cezbetti elbette. Ne yapmış bizimkiler dürtüsüne yenik düştük. Bazılarını sevdik, bazılarını sevmedik. Ama sinemada gidemediğimiz filmler de Netflix’te boy göstermeye başlayınca ilişkimiz ciddiye bindi. Abonesi olduk çıktık resmen! Bu çok da kötü bir şey sayılmaz, en nihayetinde Netflix de ortak paylaşımlarımızdan biri haline geldi.
Hakan Muhafız ile başlayan Türk dizileri ise hepimiz için bence son derece heyecan vericiydi. Ne yalan söyleyeyim Hakan Muhafız’ın ilk sezonunu zar zor izleyip bırakmış olanlardanım. İlk sezonu da izlemekte oldukça zorlandığımı belirtmeden edemeyeceğim… Sanki biraz olmamıştı… Ne derler bilirsiniz, “sacın ilk ekmeği her daim yanar” Bunu ilk aşk, ilk dostluk, ilk iş ve daha bir yığın ilk için düşünebiliriz. Netflix’in ilk Türk dizisi olan Hakan Muhafız’da bana göre ilk ekmek kaderinden payına düşeni fazlasıyla almış bir yapım. Ancak Atiye… Atiye öyle değil. Atiye farklı, Atiye başka, Atiye sanki olmuş!

Muhafız’dan sonra açıkçası çok da umutlu değildim. Ancak işin içinde Beren Saat, Metin Akdülger ve Göbeklitepe olunca izlemeden edemedim. Bu üçünün bende muazzam bir çekim gücü oldu
Hal böyleyken diziye elbette başladım. Hakan’ın aksine çok daha tutarlı, çok daha kaliteli ve fantastik yanını daha başarılı bir biçimde temellendirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Dizinin spiritüel derinliği bana hoş bile geldi. Evet diyaloglar, bazı olaylar biraz fazlaca “batılı” gelebilir. Açıkçası bu beni biraz rahatsız etti çünkü kendi toplumsal dinamiklerimizle bariz bir biçimde çatışan bazı olaylar dizinin atmosferinde oldukça pot durmuştu. Ancak en nihayetinde, günün sonunda ne olursa olsun Atiye’nin kötü bir yapım olduğunu söyleyemiyorum. Özellikle karakterlerin gittikçe derinleşiyor olması izleyiciyi başarılı bir biçimde diziye bağlıyor. Merakımızı pekiştiriyor ve hatta karakterlerle bağ kurmamızı sağlıyor. Üstelik alt metinde insan psikolojisiyle ilgili oldukça güzel vurgular da bulunuyor.

Kendini bul diyor bize dizi. Evren sende saklı, sırlar sende saklı, kalbine, ruhuna iyi bak diyor. Orada bir hazine bulacaksın. Geçmişe takılma, travmalarını taşı ama onlara esir olma, onları bir zırha çevir diyor; çünkü her biri seni sen yaptı, seni bugüne taşıdı. Ve belki de en önemlisi kendini affet diyor. Fark etmiyoruz belki ama insana en ağır gelen kendimize yaptığımız suçlamalar oluyor. Aslında en çok kendimizi yargılıyoruz. En çok kendimize karşı acımasızız, en kötüsü bunun farkında bile değiliz. Atiye bize kendini affet, kendine şefkat göster diyor; çünkü aslında en çok kendi şefkatimize muhtacız…

Bütün bunlarla beraber dizi kendimizi de sorgulamamızı sağlıyor aslında. Atiye geçmişine doğru yol aldıkça, seyirci de kolaylıkla onunla empati kuruyor. Kendi hatalarımız, kendi kayıplarımız ve kendimize olan o gizli suçlamalarımız birer birer su yüzüne çıkıyor… Ayna etkisi yaratıyor bence dizi. Seyircisini dünyasına kolayca çekiyor. Çünkü çok insani duygulardan bahsediyor aslında. Hatalar, sırlar, kendimize bile itiraf edemediğimiz gerçekler… Her biri hepimizin geçtiği yollar… Her birinde adımlarımız var.

Dizinin aynı zamanda Göbeklitepe bağlamında da önemli etkileri var elbette. Ülkemizde buna gereken değer verilmese dahi aslında Göbeklitepe’nin bulunması çok büyük bir olay… Bir ülkenin sık sık başına gelen bir durum değil sizin anlayacağınız. İnsanlık tarihi açısından çok önemli bir kapı, önemli bir nokta. Elbette bunu ülke olarak çok daha iyi tanıtıyor olabilirdik… Ancak bu bile bir şeydir diyerek bu konulara çok fazla girmemeyi tercih edeceğim.

Dizinin görüntü yönetmenliği gerçekten başarılı bir biçimde ele alınmış. Dolayısıyla Göbeklitepe’ye dair güzel bir görsel şölen de sizi bekliyor olacak. Sevaplarıyla, günahlarıyla, hatalarıyla, güzellikleriyle bence Atiye hoş bir iş olmuş. En azından bir adımdır diyerek yavaş yavaş sözlerimin sonuna gelmek istiyorum. Eminim ki ileride ülkemizde çok daha iyi işler yapılacak. Çünkü aslında yapamıyor değiliz. Yapamıyor olmadığımızın en sağlam ve en yakın örneklerinden biri olan kapı gibi Şahsiyet’i sizlere gururla hatırlatmak isterim. Aslında hiç de öyle beceriksiz değiliz, belki de sorun sanatın yeterince desteklenmemesi…

4/Yorumlar

  1. Dizide bazı mantık hataları olsa da anlatmaya çalıştığı mesajın önemli olduğunu düşünüyorum.3.Sezonu bekliyoruz...

    YanıtlaSil
  2. Atiye 2.sezonu ben de yeni bitirdim.Göbeklitepe söz konusu olunca bana da çok çekici geldi ve çabucak izledim. Genel olarak iyiydi bence.
    Aralarda verilen mesajlar,kendini bilmek kendini bulmak,zaman döngüleri güzeldi.Bana biraz da Dark dizisini anımsattı çok benzeyen sahneler var..
    Ama genel olarak Atiye benden iyi puan aldı :)

    YanıtlaSil
  3. atiye'nin ikinci sezonunu izlemedim henüz. bazı yerleri garip gelse de devamını izlemek istediğime göre beğenmiş olmalıyım :)

    YanıtlaSil
  4. Atiye' yi Göbeklitepe ile ilgili olduğu için izlemiştim. Gayet başarılı bir dizi olmuş.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder